14 Haziran 2015 Pazar

1-) İmân Bölümü (Kitâbu'l Îmân)


(İmam Müslim (r.h.), iman bölümünde iman esaslarını anlatan hadisleri ileriki sayfalarda görüleceği gibi iman eseri ve iman görüntüsünolan davranışları da iman bölümünde değerlendirir. Komşuya iyi davranmak, yalan söylememek, hayalı olmak gibi bir takım davranışlar birer iman görüntüsü olduğundan dolayı böyle hadisleri de iman bölümünde getirir. 


İmân ve İslâm'ın Tarifi

5-) Ebü Hureyre (r.a.): "Bir gün Hz. Peygamber (s.a.v.) halkın arasında iken, kendisine Cebrail geldi ve: "İman nedir?" dedi
"İman:  Allah'a, Meleklerine, Onunla Karşılaşacağına, Elçilerine inanmandır, öldükten sonra dirilmeye de inanmadır." buyurdu
"İslâm nedir?" dedi
"İslam:  Kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayarak Allah'a kulluk etmen, namaz kılman, farz olan zekatı vermen, ramazan orucunu tutmandır." buyurdu.
"İhsan nedir?" dedi
" Kendisini görüyormuş gibi Allah'a kulluk etmendir. her ne kadar sen Onu görmesen de O seni görmektedir." buyurdu
"Kıyamet ne zaman kopacak?" dedi
"Bu konudan soru sorulan, sorandan daha fazla bilgili değildir, ama ben sana şartlarını bildireceğim: Köle kadının efendisini doğurduğunda, ne idüğü belirsiz deve çobanlarının bina yapma konusunda yarıştıklarında (kıyameti bekle. Kıyamet ne zaman kopacağının vakti) sadece Allah'ın bildiği beş  bilinmeyenler içerisindedir"  buyurdu <Kıyametin bilgisi Allah'ın yanındadır...> (Lokmân:34) ayetini okudu arkasında gelen adam dönüp gitti. Rasülüllah (s.a.v.) "Onu bana geri çağırın" dedi, ama ondan hiçbir şey göremediler bunun üzerine Rasülüllah: "Bu, Cebrail idi, insanlara dinini öğretmek için gelmiştir." buyurdu." demiştir.

( Bu hadisimizde güzel dinimizin nelerden oluştuğunu öğrenmekteyiz. Cebrail (a.s), insanlara dini öğretmek için gelmiştir, sorduğu sorulardan dinin nelerden oluştuğunu görüyoruz: İman, İslam ve İhsan.

Buna göre dinimiz üç bölümden oluşuyor: İnanç esasları, ibadetler ve uygulamalar, Allah'a kullukta ihlas ve samimiyet. Bu da, Kendisini görüyormuşcasına Allah'a kulluk etmektir.
Melekler insan şekline girebilir, onlarla konuşabilir, insanlar da onları görebilir ve sesini duyabilirler.
Kıyametin ne zaman kopacağını tam olarak Allah bilebilir. Peygamberler, bu konuda kendilerine bildirildiği kadar bikebilirler.)


İslâm'ın Temelleri


6-) Talha b. Ubeydullah (r.a)'dan. Rasülüllah (s.a.v.)'e Necid halkından saçı dağınık bir adam geldi. Ses
 Uzaktan duyulabildiği halde ne söylediği anlaşılamıyordu. Sonunda Rasülüllah (s.a.v.)'e yaklaştı, bir de baktım ki İslâm'dan soruyor. Rasülüllah (s.a.v.): "Gece ve gündüz beş namaz" buyurdu.
"Bunun dışında diğer yapacağım var mı?" dedi.
"Hayır, ancak fazladan yapacağın nafile namaz kılarsın" buyurdu ve devamla:
"Ramazan orocunu tutmak" buyurdu.
"Bunun dışında diğer yapacağım var mı?" dedi.
"Hayır, ancak fazladan yapacağın nafile oruç tutarsın." buyurdu. Rasülüllah (s.a.v.) ona zekâtı anlattı, o da:" Bunu dışındandiğer yapacağım var mı? dedi.
"Hayır, ancak fazladan yapacağın nafile olarak sadaka verirsin" buyurdu. Bu gelen adam dönüp gitti, giderken:" Vallahi bunu ne artırırım ne de eksiltirim" diyordu. Rasülüllah (s.a.v.): "Eğer sözünde doğru kalırsa başarıyı / kurtuluşu elde etti" buyurdu.

(Hz. Peygamber (s.a.v.), İslâm'ı, beş vakit namaz kılmak, Ramazan orucunu tutmak ve zekât vermek olarak açıklamıştır. Bu sayıların dışında  da birtakım İslâm kuralları vardır. Nitekim diğer yerde gelen rivayetlerde hadisin sonunda şöyle bir ifade vardır"Rasülüllah (s.a.v.), ona İslâm şeriatlarını (kurallarını) bildirdi, o da: "Sana ikramda bulunan'a yemin olsun ki fazladan hiçbir nafile yapmam ama Allah'ın bana farz kıldığı hiçbir ieyimde eksiltmem" dedi. Bu rivayette Hz. Peygamber (s.a.v.)'in namaz,oruç ve zekât dışındaki kuralları da öğrettiğini görüyoruz.)


7-) Ebü Eyyüb (r.a.)'dan. Bir kimse Hz. Peybamber (s.a.v.)'e "Beni cennete koyacak bir amel bildirseniz" dedi. Bu sırada orada olan diğer birisi:" Ne oldu nesi var?" dedi. Hz. Peygamber (s.a.v.):" Nesi olacak, bir haceti var" (diye cevapta bulunduktan sonra): "Kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayarak Allah'a kulluk edersin, namazı kılar, zekâtı verirsin, akraba ile ilişkiyi sürdürürsün." buyurdu.


8-) Ebü Hureyre (r.a.) anlatır: " Çöl halkından birisi, Hz. Peygamber (s.a.v.)'e geldi ve : " Bana bir amel söyle ki, bunu işlediğimde cennete gireyim" dedi. Rasülüllah (s.a.v.): "Kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayarak Allah'a kulluk edersin, farz olan namazı kılarsın, farz olan zekâtı verirsin, Ramazan orucunu tutarsın." buyurdu. bu kimse:" Canımı elinde tutan Allah'a yemin olsun ki, bunun üzerine hiçbir artırma yapmam." dedi. Bu adam kalkıp gittiğinde Hz. Peygamber (s.a.v.): "Kim cennetlik bir kimseye bakmak isterse buna baksın." buyurdu. 



9-) İbni Ömer (r.a.), Rasûlüllah (s.a.v.): "İslâm beş temel üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilah olmadığına Muhammed'in Allah'ın elçisi olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekâtı, haccı ve ramazan orucunu yerine getirmektir." buyurdu" demiştir.

(Bu hadisimizde de yüce dinimizin üzerinde kurulduğu temelleri öğrenmekteyiz. İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur. Yukarıdaki esaslar olmadan din ayakta duramaz. Namaz, oruç, zekat ve hac gibi amellerden biri eksik olursa İslâm binasının temelleri eksik olur.)



10-) İbni Abbâs (r.a.) anlatır: "Abdu'l-Kays kabilesinin temsilcileri Hz. Peygamber (s.a.v.)'e geldiklerinde: "Bu topluluk kimdir? -veya- bu temsilciler kimlerdir?" buyurdu. Onlar da: 'Rabia" dediler: "Hoşgeldiniz Ey topluluk -veya- Ey temsilciler, Allah, utandırmasın / küçük düşürmesin, pişmanlık vermesin".  buyurdu. Onlar: "Ey Allah'ın Rasûlü biz, sana ancak haram ayda gelebiliyoruz, seninle aramızda Mudar kâfirlerinden bir boy var. Bize açık anlaşılır bir şeyler emretsen de geride kalanlarımıza bildirsek, bu şeylerle cennete girsek." dediler, içeceklerden sordular. Rasûlüllah (sav.) onlara dört şeyi emretti, dört şeyi yasakladı, Onlara, tek olan Allah'a iman etmeyi emretti: "Bilebiliyor musunuz tek olan Allah'a iman ne demektir?" buyurdu Onlar: "Allah ve Rasûlü daha iyi bilir" dediler: "Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammedin de Allah'ın elçisi olduğuna şahitlik etmek, namazı kılmak, zekâtı vermek, ramazan orucunu tutmaktır, ganimetten beşte birini vermenizdir." buyurdu. Onlara dört şeyi de yasakladı: Hantemi (topraktan yapılmış testi) dübbâyı (kabaktan yapılmış testi) nakiri (hurma kütüğünden oyulmuş testi) ve müzeffeti (ziftle kaplanmış testi. Hadisi anlatan ravi şöyle demiştir) galiba (müzeffet yerine) mukayyeri (bu da ziftlenmiş testidir) dedi. Sonra da: "Bunları ezberleyip belleyin geride kalanlarınıza da bildirin "buyurdu.


Mukaddime



(İmam Müslim (r.h.) bazı hadis usulü ilkelerini anlatmıştır. Bu arada, hadis rivayet ederken dikkatli olunması gerektiğini belirtmiş ve Peygamber Efendimiz (a.s)'ın söylemediği bir şeyi o, söyledi diyerek aktarmanın sakıncalarına değinmiştir. aşağıda gelecek olan hadisler, böyle kimseleri uyarmakta ve yerlerinin cehennem olduğunu bildirmektedir. İmam Müslim (r.h) 'de bu uyarılarla işe başlayarak hadislerle uğraşacaklara önemli bir husus tenbih eder.)


Ömer b. Hattab (r.a.): Rasülüllah (s.a.v.)'i: "Ameller niyetlere göredir, kişiye de niyet ettiği şey vardır. Bu nedenle kimin hicreti,elde edeceği dünyaya veya evleneceği bir kadına ise onun hicreti, hicret ettiği şeye olur." diye buyururken işittim." demiştir,
(İmam Buhârî, kitabına bu hadisle başlayarak yapılan işlerde en önce niyetin önemine dikkat çekmiştir. 


Hadisler, Güven Duyulan Kimselerden Alınır. Yalancıların Rivayet Ettiği Hadisler Alınmaz. 
Rasülüllah (s.a.v)'in Üzerinden Yalan Söylemenin/Hadis Uydurmanın Sakıncaları

1-) Hz. Ali (r.a.), Rasülüllah (s.a.v.): " Benim üzerimden yalan söylemeyiniz, şu biline ki kim benim üzerimden yalan söylerse cehenneme girer" diye buyurdur, demiştir.


2-) Enes b. Malik (r.a.)'dan şöyle demiştir. " Rasülüllah (s.a.v)'in: "Kim, bilerek benim üzerimden yalana girişirse, cehennemdeki yerine hazırlansın" diye buyurmuş olması, benim size çokça hadis anlatmama engel olmaktadır."


3-) Ebü Hureyre (r.a.) Hz. Peygamber (s.a.v.)'in: " benim ismimle isimlenin, ama künyemle künyelenmeyin, kim beni rüyada görürse, gerçekten beni görmüştür. Çünkü şeytan benim şeklime giremez. Kim de benim üzerimden yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın" diye buyurdu rivayet etmiştir.
(Künye bir kimseye falancanın babası veya falancanın annesi şeklinde isim vermektedir. Hz. peygamber (s.a.v.)'in künyesi, Ebü'l-Kâsım'dır. 


4-) Muğîra (r.a.): "Hz. Peygamber (s.a.v.)'i: "Şüphesiz benim üzerimden yalan söylemek, öyle herhangi bir yalan gibi değildir. Kim bilerek benim üzerimden yalan söylerse cehennemdeki yerine hazırlansın." diye buyururken işittim" demiştir.